Hayat benden büyük
Hayat benden büyük
Hayat benden büyük
Hayat senden büyük
Hayat bizden büyük

Hayatında pek çok ucuz tesadüfün mucizelere yol açışını ve pek çok acının yarım saniyede ortaya çıkışını onlarca kez yaşamış biri olarak bu bilgi sonsuza dek kabulümdür: hayat benden büyük.

Planlarımdan, hayallerimden, niyetlerimden, büyük. Aklımdan daha büyük bir akıl hayat. Milyonlarca deneyimden öğrenmiş, milyonlarca can görmüş geçirmiş, sayısız deneme ve yanılmanın getirdiği kusursuz bir işleyiş biçimi olan bir akıl.

Günlerdir bu düşüncenin geviş getirmesini yapıyorum aklımda. Çünkü her şey bir şekilde, iyi ya da kötü diye ayırmaksızın, düşündüğümüzden farklı gelişiyor. Planların suya düşmesi, bir şeylerin beklediğinden de güzel gelişmesi, yoldayım sanırken varamamak, vardım sanırken kendini yeni bir yol ayrımında bulmak ve daha nicesi.

Ne olmuş hayat benden büyükse?

Ne mi olmuş?

Kocaman bir teslimiyet getirirmiş bu kabullenme. Kocaman bir ferahlama. Devasa bir “Oh be!”… Çünkü aklımın planları yetmezmiş her şeye. Aklımın tek bildiği korumakmış beni ve tekrarlamakmış en aşina olduğu senaryoları.

Risk alma, sonunda ışık olmayan tünele girme, dal ama fazla derine gitme. Çok kıpırdama, yorulma.
Bağlanma, incinme.
Çok düşünme, delirme.

Tabaimo — flow-wer

Zihnim panik halinde bir ebeveynden farksızmış. Ama ne görmüş ki ne göstersin? En kalın kitapları da yutsan, en büyük adamların en derin sözlerini aklına da kazısan yeter mi hayatı ‘bilmeye’?

Yetmiyormuş.

Hayatın milyonlarca yıllık aklını hiçe sayıp kendini güvende tutmaya çalışmak yersizmiş. Hatta hadsizlikmiş.

Kendi haddini çizmeye çalıştıkça çizgilerin ucu kavuşmadan bozuyor alıp sürüklüyor hayat başka yöne. “Akabilmek” bu yüzden bu kadar değerliymiş. O çizgileri yönetmeye çalışmadan, çizgiye eşlik ederek akabilmek. Becerebiliyorsan süzülmek.

Bu kabulleniş büyük ferahlık.

Hayat, aklın aklımdan büyük.

Minnetle.

Hayat benden büyük. Minnetle.

BLA BLA